Roman yüzbaşı Ahmet Celal’in Kurtuluş Savaşı sırasında sağ kolunu kaybetmesi ve emirerinin köyüne yerleşmesi ile başlıyor.
Ahmet Celal Çanakkale savaşında sağ kolunu yitirmiştir. Artık savaşacak durumda olmadığından emirerinin köyüne taşınır. Köy orta anadolu’nun Porsuk çayı civarındadır. Ahmet Celal’in yaşamaya alışık olduğu şehirlerden çok farklı bir yerdir. Zorda olsa köy alışmak zorundadır. Fakat köylü bu şehirde yetişip koye gelen yabancıya ‘Yaban’ lakabını koyar. Köylü için Ahmet Celal bir yabancıdır.
Zamanla Ahmet Celal köye alışır. Köylülerle yakın ilişkiler kurar. Onların sorunlarına yardımcı olmaya çalışır. Bu olaylar sürüp giderken komşu bir köyde oturan Emine adında bir kıza aşık olur. Fakat aşık olduğu Emine en yakın arkadaşı İsmail ile evlenir. Ahmet Celal bunu bir türlü anlayamaz. Neden onun gibi şehirde yetişmiş, eğitimli bir yüzbaşı varken basit bir köylü ile evlenmeyi tercih ettiğine anlam veremez. Zamanla bu olaya da alışır. Köylülerin onun gibi düşünmedikleri, hayat tarzları ve dünyaya bakışlarının ne kadar farklı olduğunu keşfetmeye başlar.
Ahmet Celal köyde gelişen olaylara göre kendini çeşitli hikaye kahramanlarıyla özdeşleştirir. Okuduğu kitapların bunda etkisi vardır. Köyde bu olaylar gelişirken kurtuluş savaşı sürmektedir. Köylü erkeklerin askere yazılmaları gerekmektedir. Ahmet Celal bir yüzbaşı olmasının da etkisiyle köylülere bunu anlatmaya çalışır. Fakat köylüler Mustafa Kemal’i padişaha ihanet eden bir vatan haini olarak bilmektedirler. En kötüsü de düşmanımız Avrupa’yı bir kurtarıcı olarak görmektedirler. Bu yüzden Ahmet Celal’in tüm çabalarına rağmen askere yazılmazlar. Ahmet Celal öyün köyün ne denli dışarıya kapalı olduğunun ve gelişmelerden nekadar uzak olduklarının farkına varır.
İlerleyen günlerde düşman uçakları köye ‘sizi kurtarmaya geliyoruz’ gibi yazıları içeren bildiriler atarlar. Tüm köylüler buna inanır. Birkaç gün sonrada gelip köyü basarlar. Her yeri altüst edip köylünün her şeyini alırlar ve buna karşılık sahte senetler verirler. Birkaç gün sonra gelip yerine para vereceklerini söyleyip köyden ayrılırlar. İkinci gelişlerinde ise köyü yakıp yıkarlar ve köyü kuşatma altına alırlar. Ahmet Celal tüm bu olan bitende sonra düşmanın yenilgiye uğradığı sonucunu çıkarır.
Köylüler olup biten olaylar karşısında kararsız kalırlar. Bir kısmı kaçmak isterken bir kısmıda korkar ve kaçmayı göze alamaz. Ahmet Celal ise kararını vermiştir , kaçacaktır. İlk tanıştığı günden beri hala aşık olduğu Emine’yi de yanına alır ve kaçarlar. Bu kaçış esnasında Ahmet Celal hafifçe yaralanır. Bunun üzerine geceyi ormanda geçirirler. Ertesi sabah şafak vaktiyle Ahmet Celal Emine’yi ardında bırakır ve bilinmeyen bir yolculuğa kendini sürükler.
Romandaki Karakterlerin Tahlili:
Ahmet Celal: Kurtuluş Savaşında sağ kolunu kaybederek ordudan ayrılmak zorunda kalmış bir yüzbaşıdır. Tahsilli, kültürlü ve bol kitap okuyan biridir. Bunca zaman hayatını hep şehirlede geçirdiğinden köy yaşamına ve köylüye çok uzaktır. Köylünün düşüncelerini hep kendi çerçevesinde yargılar. Köylünün eğitimsizliğini,yaşam tarzını gözönüne almadan fikir yürütür. Onları haksızca cehaletle suçlar. Buna karşın yardımsever biridir.
Emine: Tipik bir anadolu köylü kızıdır. Hayatını köy yaşamıyla sınırlamıştır. Yenilikler, farklı kişiler onun için yabancıdır. Aşık olduğu halde Ahmet Celal yerine başka bir köylüyle evlenmesi yabancı kişilere olan ön yargısını gösteriyor. Hayatında bir yenilik aramayan , sadece gününü alışık olduğu biçimde geçirmeye çalışan biridir.
Romanın Geçtiği Yer ve Zaman: Kurtuluş Savaşı sırasında orta Anadolu’nun Porsuk Çayı civarında, dışa kapalı ve olup bitenden habersiz bir köyde geçmektedir.