181 Takipçi | 32 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Artvin Tanıtım

Aydın Resimleri

Diyet

Ankara Tanıtım

Ada Resimleri

Ankara Resimleri

Adana Tanıtım

Artvin Resimleri

atatürk

bayrak resimleri

bebek resimleri

beşiktaş resimleri

Düzce Tanıtım

Edebiyat

cep telefonu resimleri

çiçek resimleri

Bartın Resimleri

belgesel videoları

animasyon videoları

doğa resimleri

amatör videolar

Bursa Tanıtım

fenerbahçe resimleri

galatasaray resimleri

hayvan resimleri

eski istanbul

Ardahan Tanıtım

güzeller galerisi

komik resimler

asker resimleri

aile

çocuk

mizah

sağlık

ünlü resimleri

Bilim

Şehir Yaşamı

Din

antik resimler

siyah beyaz resimler

İş Hayatı

Bartın Tanıtım

Aydın Tanıtım

tüp bebek

Amasya Resimleri

Eğitim

ilginç resimler

Yalova Tanıtım

karikatürler

Kilis Tanıtım

reklam resimleri

araba resimleri

Motosiklet Resimleri

uçak resimleri

uzay resimleri

duygusal resimler

bitki resimleri

traktör resimleri

ev dekorasyonu

fantazi resimleri

hareketli resimler

aşk resimleri

Balıkesir Tanıtım

animasyon resimleri

Ardahan Resimleri

haberler

Ağrı Resimleri

Aksaray Resimleri

video

Kış Resimleri

Sonbahar Resimleri

Afyon Resimleri

Bilgisayar Oyunları

Aşk

Yemek

Teknoloji

Kariyer

Spor

Hayvanlar

Hobi

Otomobil

Yaşam

Tarih

Ülkeler

Çocuk resimleri

Akik taşı resimleri

Zümrüt Resimleri

Elmas Resimleri

Yakut Resimleri

Yaz Resimleri

İlkbahar Resimleri

Mücevher Resimleri

Akvaryum Resimleri

Ayrılık Resimleri

Deniz Resimleri

Ağaç Resimleri

Adana Resimleri

Adıyaman Resimleri

Magazin

Komik Yazılar

İnternet

Antalya Resimleri

Balıkesir Resimleri

Batman Resimleri

Bayburt Resimleri

Bilecik Resimleri

Bingöl Resimleri

Bitlis Resimleri

Bolu Resimleri

Noel Baba Resimleri

Burdur Resimleri

Bursa Resimleri

Çanakkale Resimleri

Çankırı Resimleri

Çorum Resimleri

Denizli Resimleri

Adıyaman Tanıtım

Afyonkarahisar Tanıtım

Ağrı Tanıtım

Karabük Tanıtım

Amasya Tanıtım

Magazin Haberleri

Antalya Tanıtım

Bilecik Tanıtım

Bingöl Tanıtım

Bitlis Tanıtım

Bolu Tanıtım

Burdur Tanıtım

Çanakkale Tanıtım

Çankırı Tanıtım

Osmaniye Tanıtım

Şırnak Tanıtım

Türk Kültürü

Uzay

Batman Tanıtım

Diğer İçeriklerim (32767)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (181)
18 09 2013

Hubble Sabiti

Evrenin şu andaki genişleme hızı(Hubble sabiti) Hubble’ın “Hubble Key Project” projesi ile uzak galaksilerdeki Cepheid değişken yıldızlarının parlaklıkları ve uzaklıkları arasındaki ilişkiden yola çıkarak yaptığı ölçümlerde (yani evrenin genişleme hızını belirten sabitin) %10 hata ile (70km/sn)/Megaparsec olarak hesaplamıştır. Bunun ardından 90′lı yılların sonunda gönderilen WMAP uydusu kozmik mikrodalga fon ışınımı üzerinde yaptığı çalışmalardan bunu (73.5km/sn)/Megaparsec +/- 3.2 olarak bulmuştu.Bu da alışık olduğumuz rakamlarla %7 hata ile (22km/sn)/Milyon ıy’na denk geliyor. Yani bizden bir milyon ışık yılı uzaklıktaki bir galaksinin bizden 22km/s hızla uzaklaştığını görüyoruz. Hubble sabitinin tam olarak ölçülmesindeki önem neydi peki? Yukarıda bahsettiğim genişleme filmini geri sardığımızda galaksilerin ortak bir zamanda aynı noktadan ilerlemeye başladığnı gözlüyoruz. Bunun içinde hesabı geri geri yaparak bu galaksinin aramızdaki mesafeyi mevcut hızıyla ne kadar sürede aldığını ölçtüğümüzde evrenin yaşını bulabiliriz : Örneğin bizden 1 milyon ışık yılı uzaklıktaki galaksiye bakıp hızını 22km/sn olarak ölçtüğümüzde; aramızadaki mesafeyi bu hızla ne kadar sürede aldığına bakarsak : t=d/V = 1 milyon ışık yılı/ (22km/s) = 13.5 milyar yıl olarak buluruz. Buna tH, Hubble Zamanı deniyor. Fakat burada bir sorun var; bu galaksinin başlangıçtan beri sabit hızla hareket ettiği varsayarak yukarıdaki sonuca ulaştık. Diğer alternatifler nedir peki? (kaynak : TTC – Cosmology) Hızı evrenin başlangıcından beri sabit ve 22km/sn ise yeşil çizgi gibi hareket edecek ve evrenin yaşı tH kadar olacak. Hızı başta daha yüksek ve şu an azalıyorsa evrenin yaşı tH’den daha küçük olacak. Hızı başta 22km/s’den daha kü... Devamı

18 09 2013

Gould Kemeri – Yıldızların Şafağı

BÖLÜM – I  -  Yakın Evrendeki Yerimiz / Yıldız Birlikleri (Assasyonlar) Astronomi ile profesyonel tutku bağı olanlar ve gök gözlemini amatör bir heyecanla sürdürenlerin ortak merakıdır “Evrenin neresindeyiz?” sorusu. Bu sorunun cevabını ister süper (hatta mega) kozmik yapılardan Güneş sistemimize, istersek güneş sistemimizden evrenin tuğlalarını oluşturan ölçeklere taşıyalım; sonuçta sistemleri içine alan daha büyük sistemler hiyerarşisi ile karşılaşırız. Hemen her düzeyde astronomi tutkununa evrenin neresindeyiz diye sorduğunuzda ilk cevap Virgo süper galaktik kümesine bağlı, Samanyolu, Andromeda ve Triangilum galaksilerinin başını çektiği yerel grup içindeki Samanyolu denilen sarmal gökadanın Orion kolu üzerindeki “ana caddede” bir yerlerdeyiz olurdu. Peki, bu “ana cadde” üzerindeki (Güneş Sistemi ölçeğinden konuşursak) süper yapılardan haberimiz var mı? Hadi genelden özele inmeye devam edelim. Orion kolu üzerinde kalmıştık en son.. Bu seviyede detayı arttırdığımızda karşımıza daha ilginç bir yerel evren resmi çıkar. (Not: Teleskopumuzun açıklığını ne kadar arttırırsak gök cisimlerinden gelen fotonların sayısını arttırarak daha detaylı bir büyük resim görebiliriz. İşte yukarıda biraz daha belirgin bir büyük resim. bu seviyede detayı arttırdığımızda karşımıza daha ilginç bir yerel evren resmi çıkar. Yıldızlar arası ortam ve daha detaylı süper yapılar ile çevrelenmiş bir gezgin; Güneş sistemi. Güneş sistemimiz, gökadamız etrafındaki ebedi yolculuğu sırasında bir çok farklı yıldızlar arası ortamdan ve gökada kollarından geçiş yapmıştır. İnsan uygarlığının şafağının attığı son 1 milyon yıldır ise Orion kolu üzerin... Devamı

18 09 2013

Gökyüzünün Süsleri : Yıldızlar

GÖKYÜZÜNÜN SÜSLERİ :  YILDIZLAR Gökyüzünde Güneş, Ay ve gezegenlerden sonra dikkati çeken yıldızlardan bahsedeceğiz bu yazıda. Nasıl oluşurlar? Haklarında neler biliyoruz? Kaç tür yıldız var? Güneş en büyük yıldız mı? Bir sonları var mı gibi soruların yanıtlarını aramaya çalışacağım. Güneş’imiz bizi ısıtırken kendi enerjisini kendisinin ürettiğini ve bu enerjinin fazlasını dışarı atarak bizi ve gezegenleri ısıttığını, aydınlattığını bundan önceki yazılarımızda uzun uzun dile getirmiştik.  Şimdi yine Güneş’ten bahsetmeyeceğiz. Onun akrabalarını anlatmaya çalışacağız. Evren’de en az 100 milyar Gökada ve her gökada da en az 200 milyar yıldız olduğunu varsayalım.  Evrende o zaman kaç tane Güneş’in akrabasından vardır.  Çıkan sayı dudak uçaklatıcı: 20 000 000 000 000 000 000 000 ! Bu kadar çok yıldızı anlatmaya kalksak Dünyadaki hiçbir kağıt, kalem bize yetmeyecektir. O nedenle biz yazımızda yıldızların kendilerini değil de, yıldız tiplerini, oluşumlarını ve sonlarını ele alacağız. Bir Yıldız Doğuyor: Yıldızların nasıl oluştuğuna ilişkin elimizde sıkı bir varsayım var, sıkı diyorum çünkü doğruluğu her geçen gün onay görüyor. Buna göre yıldızlar, gaz ve toz bulutlarının yoğun olduğu yerlerde, bulutsu yapılarında oluşmaktadır. Öyle ki, gaz bulutunun yoğun olarak kümeleşmiş bir parçası çevresindeki gaz ve tozları kendine doğru çekerek, sıkışmakta, sıkışırken daha da güçlenmektedir. Bu olay bu şekilde devam ederken bir süre sonra gaz kümesinin merkezinin sıcaklığı birden artış gösterince füzyon olayı için yeterli yapı oluşmaktadır. Yıldız burada füzyon tepkimesini başlatabilmesi için kütle çekim kuvveti i... Devamı

17 09 2013

Tozlukanat Böcekleri

             Tozlukanat Böcekleri     Devamı

17 09 2013

Megalodon

                                      Megalodon Devamı

15 09 2013

İnsan bir gelenektir

“İnsan bir gelenektir”, Dergâh, Edebiyat Sanat Kültür Dergisi, Cilt XVII, Sayı 195, Mayıs 2006, s. 19-20. Kâğıt üzerinde pergelle son derece mükemmel çizilmiş bir daire'nin özellikleri düşünülmeye başlanıldığı zaman, bu özelliklerin bizzat kâğıt üzerindeki çizili daireden kaynaklandığı varsayılır. Gerçekte ise kâğıt üzerinde çizili daire yalnızca müdrikenin sahip olduğu dairelik mahiyetinin bir temsili, tersimidir; dolayısıyla bir temsil olarak kendi başına hiç bir özelliği haiz değildir. Kâğıt üzerine çizilmiş daire şekline yüklenen özellikler, esasen, müdrikenin sahip olduğu kavramlar arasındaki ilişkilerden elde ettiği özelliklerdir. Ancak kişi, çoğun bu hakikati unutur; bütün özellikleri dışarıdaki temsillerde arar durur. Kısaca, aşağıda üzerinde durulacağı üzere, insana ilişkin bütün sorular ve sorunlar, dışarı'dan değil, bizatihi insanın hem hayvaniyet [beşeriyet] hem de nutkiyet gibi iki ayrı unsurdan mürekkep mahiyetinden kaynaklanır. Başka bir deyişle sorunun kökleri yapılanda değil yapandadır; çizilende değil çizendedir; hayatta değil kafadadır. Gelenek: Örf ile Adet Herhangi bir temsili tasvir etmeden önce bu temsilin altına düştüğü kavram ya da kavramları tanımlamak, başka bir deyişle, nesnenin hakikatine delâlet eden nesnenin suretini belirlemek, müphemiyeti ve bunun doğurduğu manipülasyonu ortadan kaldırır. Bu nedenle öncelikle, bu yazı çerçevesinde kullanılacak temel kavramaları tanımlamak, aralarındaki farkları göstermek, kasd-ı mütekellimi anlamak için elzemdir. Felsefe-bilim mirasımızda, başta fıkıh ilmi olmak üzere değişik alanlardaki anlamca farklı kullanımları dikkate almaksızın, gelenek kelimesini karşıl... Devamı

15 09 2013

Derdimiz yolda olmaktır; çadır kurmak değil!

İtibar, s. 42-45 Mart 2013   * Yazmalar üzerine çalışmayı önemsiyorsunuz. Özellikle felsefe, bilim ve matematik tarihini, yazma kaynaklara dayanarak inceliyorsunuz. Bir kaynak türü olarak, yazma eserlerin, ne tür karakteristik artılarından söz edilebilir?   Bilgi’ye ilişkin bir araştırmada, en önemli ilkelerden biri, araştırma konusunun olgu ve olaylarına doğrudan yönelmektir. İslâm-Osmanlı-Türk felsefe-bilim tarihinin, nesneleri olmaları bakımından yazma eserler, araştırılan konu hakkında sahih ve sadık bir bilgi elde etmek için vazgeçilmezdirler. Bu, konunun fikriyat tarafına ilişkindir; konunun, bir de hissiyat tarafı vardır: Örnek olarak, Ali Kuşçu’nun basılı bir eserini incelemek ile bizzat kendi tarafından istinsah edilmiş yazma bir nüshayı incelemek, hem onu, hem yaşadığı dönemi hissetmek bakımından önem arz eder. Son olarak, dönemin âlet ve edevâtıyla bizzat muhatap olmak, dönemi ‘anlamak’ için size bir temas kapısı açar. Yine de, bunlar açıklanılarak değil yaşanılarak dokunulacak durumlardır.   * Kadîmi yeni bir nokta-i nazardan yorumlamaya kalkışmak, pek rastlanılan bir yaklaşım değil. Sizi bu tercihe yönelten saikler nelerdir?   İçinde soluklandığımız düşünceyi dönüştürmek ve ileriye taşımak istiyorsak, o düşüncenin köklerine geri gitmek zorundayız. Bu nedenle, “kadîm, takaddüm edendir” diyorum. Yani “kadîm, öne adım atandır”. Çıkış noktam, kelâmcılarımızın ilkesine dayanır: Süreklilik... Hayat görüşümüzün tarihî deneyimi, istikbalimizde yapacaklarımızın ham madddesidir; çünk... Devamı

15 09 2013

Dâvûd el-Kayserî

Kısaltılmış hâli çin bkz. “Davud Kayserî”, Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, c. I, İstanbul 1999, s. 370-371.   Mutasavvıf ve müderris. İlk tahsiline Kayseri'de başladı. Buradaki hocaları arasında usûl ve mantık âlimi Sirâcuddîn Mahmûd el-Urmevî de bulunmaktadır. Naklî ilimleri tahsil ettikten sonra, bu ilimlerdeki bilgi ve görgüsünü artırmak için Mısır'a gitti. Mısır'dan dönüşünde, Tokat-Niksâr'da, Nizâmuddîn Yağıbasan Medresesi'nde (Nizâmiyye Medresesi) Merağa matematik-astronomi okulunun bir temsilcisi olan İbn Sartak el-Vararkînî'den (1314/1327-28) fen bilimlerini tahsil etti. Akabinde, İran'ın Save şehrinde Abdurrezzâk el-Kâşânî'yle (ö.1339) tanıştı. 1336-1337'de inşaatı biten ilk Osmanlı medresesi İznik Medresesine baş müderris tayin edildi. Ölünceye kadar bu görevde kaldı. Kabrinin, İznik'te, Çandarlı Halil Paşa Camii'nin karşısında, bugün Çamdibi denilen yerde bulunduğu rivayet edilmektedir.   Dâvûd el-Kayserî, aklî ve naklî illimlerde iyi bir öğrenim gördü. Dinî ilimlerden fıkıh ve hadis sahalarında derin bilgi sahibi olmasına rağmen daha çok, kelam ile tasavvuf alanlarında temâyüz etti. Öte yandan, Merağa matematik-astronomi okulunun, Nasîruddin el-Tûsî'nin ikinci oğlu Asîluddîn Hasan (ö.1315) idaresindeki ikinci döneminde faâl olarak Rasadhâne ile Medrese'de çalışan hocası İbn Sartak el-Vararkînî vâsıtasıyla, Merâğa okulunun fen ilimleri sahalarındaki birikimini tevârüs ettiği söylenebilir. Ayrıca, İbn... Devamı

15 09 2013

Aristoteles'in Sayı Tanımı*

Aristoteles'in Sayı Tanımı, Dîvân İlmî Araştırmalar Dergisi, İstanbul 2004/1, S. 15, s. 127-138. Bu çalışmada, Aristoteles felsefe-bilim sisteminde sayının 'ontolojik yeri' ve 'türleri' gibi matematik felsefesine ait sorunlara girmeden, kendisinden önceki kaynaklarına ve kendisinden sonraki etkilerine göndermelerde bulunularak, Aristoteles'in bir kavram olarak sayıyı nasıl tanımladığı incelenecek ve tanımın ne gibi sonuçlara yol açtığına işaret edilecektir 1. I. Giriş: Frege'nin isyanı Frege, Ekim 1889'da Hermann Schubert'e yazdığı mektupta şöyle der: "Bilim'in hala 'sayı'nın mâhiyetine dair belirsizlik içinde olması bir skandaldır! Hadi 'sayı'nın genel kabul görmüş bir tanımının olmamasından vazgeçtik, bari hiç değilse vakıaya mutabık olaydı" 2. Frege'nin bu isyanının temel nedeni, Aritmetik'in Temelleri: Sayı Kavramı Hakkında Mantıksal-Matematiksel Bir Araştırma 3 adlı eserinin 1884 tarihinde yayımlanmasına karşın, bu tarihlerde piyasaya çıkan önemli bir matematik kitabında sayının, hala Aristoteles'in verdiği şekilde tanımlanmasıdır. Bunun da ötesinde "... her türlü matematik felsefesi sayı kavramını analiz ederek yola çıkmalı..." diyen Husserl, Frege'yle girdiği tartışma çerçevesinde, bütün ayrıntılı incelemelerine karşın, sayıyı Aristoteles-Eukleides çizgisinde kalarak tanımlamakta ve bu tanımını 'küllî aritmetik' (universal arithmetic) sisteminin zeminine yerleştirmektedir. Frege'nin isyanına neden olan ya da Husserl'in yaptığı 'tashihler'le matematik felsefesi araştırmalarının zeminine yerleştirdiği, Aristoteles'e kadar geri giden sayının tanımı sorunu nedir? 4 II. Aristoteles'in sayı tanımları Aristoteles'in özellikl... Devamı