181 Takipçi | 32 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Artvin Tanıtım

Aydın Resimleri

Diyet

Ankara Tanıtım

Ada Resimleri

Ankara Resimleri

Adana Tanıtım

Artvin Resimleri

atatürk

bayrak resimleri

bebek resimleri

beşiktaş resimleri

Düzce Tanıtım

Edebiyat

cep telefonu resimleri

çiçek resimleri

Bartın Resimleri

belgesel videoları

animasyon videoları

doğa resimleri

amatör videolar

Bursa Tanıtım

fenerbahçe resimleri

galatasaray resimleri

hayvan resimleri

eski istanbul

Ardahan Tanıtım

güzeller galerisi

komik resimler

asker resimleri

aile

çocuk

mizah

sağlık

ünlü resimleri

Bilim

Şehir Yaşamı

Din

antik resimler

siyah beyaz resimler

İş Hayatı

Bartın Tanıtım

Aydın Tanıtım

tüp bebek

Amasya Resimleri

Eğitim

ilginç resimler

Yalova Tanıtım

karikatürler

Kilis Tanıtım

reklam resimleri

araba resimleri

Motosiklet Resimleri

uçak resimleri

uzay resimleri

duygusal resimler

bitki resimleri

traktör resimleri

ev dekorasyonu

fantazi resimleri

hareketli resimler

aşk resimleri

Balıkesir Tanıtım

animasyon resimleri

Ardahan Resimleri

haberler

Ağrı Resimleri

Aksaray Resimleri

video

Kış Resimleri

Sonbahar Resimleri

Afyon Resimleri

Bilgisayar Oyunları

Aşk

Yemek

Teknoloji

Kariyer

Spor

Hayvanlar

Hobi

Otomobil

Yaşam

Tarih

Ülkeler

Çocuk resimleri

Akik taşı resimleri

Zümrüt Resimleri

Elmas Resimleri

Yakut Resimleri

Yaz Resimleri

İlkbahar Resimleri

Mücevher Resimleri

Akvaryum Resimleri

Ayrılık Resimleri

Deniz Resimleri

Ağaç Resimleri

Adana Resimleri

Adıyaman Resimleri

Magazin

Komik Yazılar

İnternet

Antalya Resimleri

Balıkesir Resimleri

Batman Resimleri

Bayburt Resimleri

Bilecik Resimleri

Bingöl Resimleri

Bitlis Resimleri

Bolu Resimleri

Noel Baba Resimleri

Burdur Resimleri

Bursa Resimleri

Çanakkale Resimleri

Çankırı Resimleri

Çorum Resimleri

Denizli Resimleri

Adıyaman Tanıtım

Afyonkarahisar Tanıtım

Ağrı Tanıtım

Karabük Tanıtım

Amasya Tanıtım

Magazin Haberleri

Antalya Tanıtım

Bilecik Tanıtım

Bingöl Tanıtım

Bitlis Tanıtım

Bolu Tanıtım

Burdur Tanıtım

Çanakkale Tanıtım

Çankırı Tanıtım

Osmaniye Tanıtım

Şırnak Tanıtım

Türk Kültürü

Uzay

Batman Tanıtım

Diğer İçeriklerim (32767)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (181)
18 09 2013

Derin Uzay Yolculuğu – Av Köpekleri Takım Yıldızı

Av köpekleri ufak tefek bir takımıldız olarak bulunması oldukça güçtür. Hem çoban hemde Büyük ayı tarafından kuşatılmış av köpekleri, gökyüzünün çorak bir yerinde konumlanmıştır. Canes(Av köpekleri takım yıldızı) yüzlerce yıldan beri Çobanın köpekleri olarak tabir edilmiştir. Ama bu takımyıldızın çobana bağımlılığı 17. yüzyılda Hevelion tarafından bu göksel köpeklere Asterion ve Chara adları verildiği andan itibaren ayrı bir takımyıldız olarak sınıflandırılana dek sürmüştür. Canes içindeki belkide en ilginç yıldız Y Canum Venaticorum, namı diğer adıyla La Superba ‘dır. 158 günlük periyotlarla bu yıldız parlaklığını 4.7 ila 6.2 kadir arasında değiştiren bir değişken yıldızdır. Bu yıldız için daha ilginç olan bir nokta ise tesadüfi gözlemcilerin farkettikleri oldukça belirgin renkliliktir. Gece gökyüzündeki en parlak karbon yıldızlarından biri olarak 700 IY ötelerde yeralmakta ve optic desteği olmayan çıplak bir göze dahi keskin rengi ile belirgin durmaktadır. Gökada düzleminden çok uzaklarda açık yıldız küme bulmanın zorluğu bilinsede av köpeklerinde onlardan bir tanesi Upgren1 (RA 12h 35m, DEC +36 degrees, 17 minutes) bulunmaktadır. Phil Harrington “Touring the Universe Through Binoculars” kitabında ilgimizi 10 civarında parlak yıldızın alfa av köpeklerinin 5 derece güney batısında birlikte ışıldadığı gruba çekmektedir. 380 IY ötelerde yer alan bu açık yıldız kümesi bilinen en yaşlı kümelerden birisidir. Son 3 milyar yıldan bu yana Upgren 1 şimdiki durumuna azalmıştır. Kalan diğer üyeler ise etrafa saçılmıştır. Upgren 1 ilk olarak 1965 yılında Rubin ve Upgren tarafından tespit edilmiştir. Messier 3 Av köpekleri içe... Devamı

18 09 2013

Zamanın Zamanı Azalıyor Mu?

Uzay-zaman sürekliliği kavramını hatırlıyor musunuz? Edgar Allen Poe, “Eureka” adlı evrenbilim konulu bir makalesinde bu meseleyi ele alır. Dünyaca ünlü bir edebiyat ustası olan Poe – pek bilinmese de – evren ve gizemi üzerine çok ilginç önerilerde bulunmuştur. Doksan sayfalık makalede varılan sonuç, uzay ve zamanın aslında birbirinden ayrılamayan kavramlar olduğu idi. Eureka, uzay-zaman sürekliliği ile ilgili bilinen ilk çalışmadır. Uzay-zamanlar, tüm fiziksel olayların yer aldığı arenalardır. Bir olay, uzay-zaman içinde, zamanı ve yeri tanımlanmış bir noktadır. Örneğin, gezegenlerin Güneş etrafındaki hareketleri özel bir uzay-zaman olarak tanımlanabilir. Uzay-zamanın temel öğeleri olaylardır. Olaylar, bilinen bir uzay-zamanda, özel bir anda, özel bir konumu tanımlar. Olaylara örnek olarak bir yıldızın infilak etmesi veya bir davuldan gelen vuruş sesini verebiliriz. Uzay-zaman gözlemciye bağlı değildir. Ancak, fiziksel bir olayı tanımlarken, her gözlemci kendine uygun bir koordinat sistemi seçebilir. Olay, her bir koordinat sistemindeki dört reel rakamla tanımlanır. Her şey buraya kadar oldukça kolay anlaşılabilir. Ancak, bu koordinat sisteminin en gizemli boyutu, yani zaman yavaşlar, hatta sonunda tamamen ortadan kalkarsa ne olur? Bu düşünceden yola çıkarak, yıllardır çözümlenemeyen sorulara cevap bulabilir miyiz? Bilim insanları uzak novalardan gelen ışığı inceleyerek evrenin artan bir hızla genişlediğini ispatlamıştır. Evrenin yaşı arttıkça hız artmaktadır. Gökadaların, artan bir hızla bizden uzaklaşmasına neden olan karanlık madde ve karanlık enerji gibi kavramlar, çok tartışılıyor. Fakat kimse bunların ne olduğunu ve nereden geldiğini bilmiyor. Prof. Jose Senovilla İspanya’nın Bask bölgesindeki Bilbao Üniversite&rsquo... Devamı

18 09 2013

Güneşli Günlerde Güneş Hakkında Kısa Kısa

Haziran ayı gelince, Güneş ile daha bir samimi olmaya başladık. Otobüs beklerken, markete giderken, balkonda takılırken ≈2×1030 kg.lık bizler için heybetli fakat bir o kadarda sıradan kütlesi ile ben buradayım diyor sevgili yıldızımız. Orhan Veli bile benimle aynı fikirde bakınız rahmetli ne demiş: Ruhum ölüm rüzgârlarına eş, Işık yok gecemde, gündüzümde. Gözlerim görmüyor… Lâkin güneş O her zaman, her zaman yüzümde. Bende bir astronom olarak hem onsuz yapamıyor hem de verdiği rahatsızlıktan dolayı sevmiyorum bu gök cismini. Sokaktaki insan için Güneş, güneştir yani o bir yıldız değildir. Ama Güneş bizim için bir yıldızdır ve bronz tenli bir yaz geçirtmekten fazlasını yapar. Neler yapar neler… Mesela ondan çıkıp dünya üzerine 1 saniyede düşen enerjisi 1,95 cal dk–1 cm–2 dir ve biz buna dünyevi bir isim takıp Güneş sabiti deriz. Bu arada sayıları bu şekilde yazmaktan çekinmiyorum. Gökbilim dergisi okuyucuları artık amatör olma özelliğini fazlası ile profesyonelliğe yakın yaşayan kişiler olduğundan bol sıfırlar kullanmaya ya da birimleri ayrıntılı anlatmaya gerek duymuyorum. Aslında benim canım tam olarak Güneş değil sadece Güneş lekeleri hakkında yazmak istiyordu. Fakat artık bir gök cismi olmaktan çıkıp ailemizden biri olmuş bu yıldızın başka özelliklerinden de bahsederek başlamak istedim. Yinede Güneş fiziği dersine çevirmeyeceğim bu sayfayı. İçimden gelen daha ziyade Güneş aktiviteleri hakkında yazmak… Fakat her şeyi yazardan beklemeyip merak ettiklerinize internet ya da diğer kaynaklardan ulaşınız. Buda klasik tembellik bahanesi midir nedir? Şimdi ne yapalım? Hologramımızın içine Güneş’i alalım ve bir güzel dörde ayıralım. İşim... Devamı

18 09 2013

Yıldızların Öz Hareketi Nasıl Hesaplanır?

Bu yazıda, sizlere yıldızların öz hareketinin basitçe nasıl hesaplanacağını anlatmaya çalışacağım. İsterseniz öncelikle, “öz hareket” teriminden ne anladığımızı açıklayalım. Öz Hareket Nedir? Öz hareket kısaca, bir yıldızın bir yılda yaptığı açısal yer değiştirmedir.* Burada biraz ayrıntıya girmekte fayda var: Dikkatle ölçüldüğünde aslında her yıldızın koordinatının bir miktar değiştiği görülür. Bu değişimin büyük bir kısmı Dünya’nın hareketinden ve koordinat başlangıç noktalarının kaymasından kaynaklanır. Bu etkiler hesaplamalardan çıkarılırsa, yıldızın koordinatlarının yıldan yıla hala bir miktar değiştiği görülür. İşte yıldızın konumundaki farklılığı yaratan bu hareket, yıldızın kendine özgü bir hareketi olduğu için, “öz hareket” olarak adlandırılır. Öz Hareket Nasıl Hesaplanır? Bir yıldızın öz hareketini hesaplamanın mantığı çok basittir: Gökyüzündeki bir bölgenin farklı zamanlarda çekilmiş fotoğraflarını karşılaştırıp, yıldızımızın iki fotoğraf arasında geçen sürede ne kadar yer değiştirdiğine bakacağız. Bu işlem için, hem profesyonel gökbilimcilerin hem de profesyonel çalışmalar yürüten amatör gökbilimcilerin kullandığı bir yazılımdan, “Aladin Gök Atlası”ndan faydalanacağız. Ben hedef olarak bize en yakın yıldız olan Proksima Erboğa’yı seçtim. Siz başka bir yıldızla da aynı işlemleri yapabilirsiniz. Mesela, en büyük öz harekete sahip olan“Barnard’ın Yıldızı” iyi bir hedef olabilir. Aladin ile Hesaplamalara Başlıyoruz Öncelikle bu bağlantıdan sayfasından kullandığımız işletim sistemine uygun dosyayı bilgisayarımıza indiriyoruz. Yazılım kurulum gerektirmiyor. Uyarı ekranındaki “... Devamı

18 09 2013

Gökbilimde Birim Sistemi

IŞIK YILI MI? O DA NEDİR ? Not: Yazıda geçen üst sayılar sitede olduğu gibi yer alamadığından yazıyla belirtilmiştir. Örneğin, 10000=10 (üstü 5) gibi. Gökbilim ile ilgili bir haberi okuduğumuzda veya izlediğimizde bize çoğu zaman anlamsız gelen terimlerle ve birimlerle karşılaşırız: -    Dünya’dan onbinlerce ışık yılı uzaklıkta bir gezegen bulundu! -    Bu yıldız Dünya’dan yalnızca 100 parsek uzaklıkta! Örnekler böyle artıp gider. Peki ışık yılı nedir? Parsek nedir? Bu yazının konusu Gökbilim’de kullanılan birim sistemi olacak. Birim Nedir? Birim, Fizik Bilimi’nde ölçülebilen bir niceliğin en küçük parçası olarak tanımlanır. Örneğin, 1 kg kütleli elma, 1 m uzunluğundaki ip, 1 saniyelik zaman dilimi …. Gündelik hayatta en sık kullandığımız birimlerdir. Bunlar bize bir şeyler anlatır ve az çok neden bahsedildiğini anlarız. Bu birimlerin alt ve üst birimleri var tabi ki. Ancak bu konuya girmeyeceğiz. Anlamsız Sayı ve Birimler: Bazı birimler ve sayılar ise bize sadece ona boş boş bakmamıza neden olur: 0,0000001 cm mesela. Nedir bu? Bir uzunluk ölçüsü. Haydi bunu ölçün o zaman elinizdeki cetvelle. Hiçbir cetvel bu sayıyı ölçemez. Bu uzunluk bir atomun çapı olarak kabul edilir. 0,0000001 cm =1.10 (üstü -8) cm 150 000 000 km.(150 milyon km) Peki bu ne anlatıyor bize? Uzunluk olarak çok çok büyük. Ama parasal anlamda olsa anlarız değil mi? 150 milyon dolar gibi. Ama uzunluk olunca iş değişiyor. Bu sayı  Dünya- Güneş arası uzaklıktır. Bu uzaklığı ele alırsak. Elimizdeki en hızlı otomobil ile Güneş’e gitmeye kalkarsak ömrümüz, Güneş’e ulaştığımızı görmeyecektir. Hatta çocuklarımız bile gö... Devamı

18 09 2013

Güneş ve Güneş Sistemi

Gökyüzündeki milyarlarca (bu bile az gelir aslında) yıldız arasından en güzeli bizim yıldızımız:Güneş. Nedeni basit, varlığımızı ona borçluyuz. Birkaç gün ortalıkta görünmese (!) hemen özlüyoruz, alıştık bir kere ve onsuz bir şeyin olmayacağının da farkındayız. Bir de ona bağlı olan bir yapı var: Gezegenler, kuyrukluyıldızlar, astreoidler…. Bu da Güneş Sistemi olarak adlandırılıyor. Bazen Güneş Sistemi denince sadece Güneş ve gezegenler anlaşılıyor, ancak bu kadar sığ değil bu kavram. Bu yazıyla ne kadar anlatılır bu sistem bilmem ama, en azından ana hatlarıyla tanımaya çalışalım. Yazıya Güneş’ten başlayalım.  Güneş’i orta boydan biraz daha küçük bir yıldız diye tanımlarsak sanırım yanlış bir tanımlama olmaz. Evet, büyük bir yıldız değil, aksine beklentimizden daha küçük bir yıldızdır. İyi ki de öyle, çünkü daha büyük bir yıldız olsaydı ya yaşamının son evrelerinde olacaktı, ya da çoktan sönmüş olacaktı. Yaklaşık 5 milyar yıl yaşında olan Güneşimizin daha 4,5 milyar yıl daha ömrü var. Çapı 1,5 milyon km olan Güneş’in  içine 1,3 milyon tane Dünya sığabilir. Ağırlığı ise Dünya’nın ağırlığının 340 bin katıdır. Buna karşılık yoğunluğu Dünya yoğunluğunun çeyreğine eşittir. Yüzey sıcaklığı 5800 C derece, iç sıcaklığı ise 14 milyon C derecedir. Enerjisini bize ışık ve ısı olarak yollayan Güneş, bunu yapısındaki hidrojen atomlarını, helyum atomlarına çekirdekte çevirerek yapar (füzyon). Bu çevirim sırasında da fazla olan enerjiyi dışarıya atar. Bu enerjiden de Dünya payına düşeni alır ve yaşam devam eder(!) Güneş hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız: http://gokbilim.com/dergi/Index.php?cat=5&paged=4 Buradaki fü... Devamı

18 09 2013

Dünyanın En Büyük Optik Teleskoplarını Barındıran Gözlemevleri

Günümüzde tüm dünyada Astronomi eğitimi veren pek çok üniversiteye ait irili ufaklı bir çok gözlemevi bulunmaktadır. Ülkemizde de TÜBİTAK önderliğinde çalışmalarına devam eden TUG (Tübitak Ulusal Gözlemevi) ile beraber Ankara Üniversitesi’ne bağlı Ahlatlıbel Gözlemevi , Ege Üniversitesi’ne bağlı Nif Dağı eteklerindeki üniversite gözlemevi , İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Rasathanesi ve son dönemlerde kurularak diğerleri gibi bilime hizmet eden Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Ulupınar Astrofizik Gözlemevi , 19 Mayıs Üniversitesi Gözlemevi ile Erciyes Üniversitesinde bulunan 12 metre çaplı Radyo Teleskobun bulunduğu gözlemevi ülkemizde kısıtlı imkanlarına rağmen Astronomi ve Astrofizik çalışmalarına önemli katkılar sağlamaktadırlar. Ancak şu anda dünya üzerinde bilimsel çalışmalar yapan ve ülkemizdekilerle kıyaslanamayacak kadar büyük olan dev optik teleskoplar bulunmaktadır. Bu yazıda bunlardan en büyük olanları incelemek ve özellikle Avrupa ve Amerikalıların Gökbilime verdiği değeri gözler önüne sermek istiyorum. Mauna Kea Gözlemevi : Hawai Mauna Kea’de denizden yaklaşık 4140 metre yükseklikte yer alan gözlemevinde halen dünyanın en büyük teleskopları bulunmaktadır. Her birinin çapı 400 inç’i (yaklaşık 10 metre) bulan ayna teleskoplarla bugüne kadar evrenin en uzak bölgelerinden son derece ayrıntılı fotoğraf ve bilgiler elde edilmiştir.  70 milyon $ bütçeyle yapılan teleskopların yaklaşık ağırlıkları 300’er ton civarındadır. Gözlemevi ; Caltech , University of California ve NASA tarafından yönetilmektedir. Palomar Gözlemevi : Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde kuzey Sen Diego... Devamı

18 09 2013

En Son Sınır

En Son Sınır Stephen Hawking “Uzay yarışı 1960`larda bilim konusunda bir merak uyandırmış ve büyük teknolojik gelişmelere yol açmıştı. Dünya dışı yaşamı keşfetmek için bu görevi tekrar üstlenmeliyiz” diyor astrofizikçi Stephen Hawking, “ve uzayın daha da derinliklerine insanlar göndermeliyiz.” NEDEN UZAYA GİTMELİYİZ? Sadece bir kaç parça Ay taşı toplamak için bunca çaba ve paranın harcanmasındaki amaç nedir? Burada, Dünya`da daha önemli şeyler yok mu? 1492 yılı öncesi Avrupa`da durumlar bir bakıma böyleydi. Columbus`un bir yabankazı avı için hayal bile edilemeyecek uzaklıklara gönderilmesinin tam bir para israfı olduğu insanlar arasında çokça tartışılmıştı. Ancak, Yeni Dünya`nın keşfi, eski olanının üzerinde önemli değişikler yarattı. Uzaya yayılmamızın etkileri bundan daha da büyük olacaktır; insan ırkının geleceğini tamamen değiştirecek ve belki de bir geleceğimiz olup olmayacağını belirleyecektir. Belki acil sorunlarımızın büyük çoğunluğunu çözmeyecektir, ama onlara bakış açımızı değiştirecek ve hem içeriden hem de dışarıdan bakabilmemizi sağlayacaktır. Biraz da şanslıysak bizi belli sorunlarımızla yüzleşme konusunda birleştirebilir. Bu uzun vadeli bir strateji olmalıdır – ve uzun vade derken yüzlerce hatta binlerce yıldan bahsediyorum. 30 yıl içinde bir Ay üssüne sahip olabiliriz, 50 yıl içinde Mars`a ve hatta 200 yıl içinde dış gezegenlerin uydularına erişebiliriz. Burada “erişmek”, insanlı uzay uçuşları anlamında. Daha şimdiden tekerlekli araçlarımızı kullandık ve Saturn`ün uydusu Titan üzerine araştırma araçlarımızı indirdik, ama biri insan ırkının geleceğini düşünüyorsa oraya bizzat kendimiz gitmeliyiz. Uza... Devamı

18 09 2013

Yeni Dünya Arayışları 2

DÜNYA’YA YAKIN OLAN GSD GEZEGENLER Güneş sistemi dışı gezegenler (GSD Gezegenler) ile ilgili yazı dizisinin ikincisinde bize en yakın olanları (25 ışık yılı uzaklığa kadar) belirlemeye, özelliklerini tanıtmaya çalışacağım. GSD Gezegen kavramı henüz yeni bir kavram. İngilizcesi “exoplanet” olan bu kavram Güneş Sistemi Dışındaki Gezegenler olarak uzunca kelimeler ile Türkçe’ye çevirebiliyoruz. Bu anlamda bu kelimelerin baş harflerini alarak GSD Gezegen ibaresini kullanıyorum. Bir önceki yazıda GSD Gezegenlerin hangi yöntemler ile bulunabileceğini belirtmiş ve aralarından birkaç örnek vermiştim. Bu yazıda bu örnekleri arttıralım. Öncelikle aşağıdaki çizelgeyi vermekte fayda görüyorum. Çünkü yazı boyunca yıldızların bulunduğu sınıfla ilgili bilgi verilmiştir. Meraklı okuyucular bu çizelgeye bakarak ilgili yıldızın hangi sınıfta yer aldığını da bulabilir ve Güneş ile kıyaslama yapabilir. Gezegenleri olan, Dünya’ya en yakın ilk 10 yıldız: 1. Epsilon Eridani (Epsilon Irmak): Dünya’dan 10,4 ışık yılı uzaklıkta ve Güneş’e en yakın 13. yıldızdır. Irmak (Eridanus) Takım Yıldızı içerisinde yer alır. Yıldız 0,85 Güneş kütleli olup taç sıcaklığı yaklaşık 5000 C derece kadar olup K2 V yıldız sınıfındadır. Epsilon Eridani 700 milyon yaşında genç bir yıldızdır. Epsilon Eridani yıldızında iki  asteroid kuşağı, bir gezegeni ve bir toz bulutu kuşağı yer almaktadır. Asteroit kuşakları yıldızdan 3 ve 20 AB (1 AB=150 milyon km) kadar uzaklıkta yer alırlar. Toz bölgesi ise yıldızdan 35 ile 100 AB arasındaki bölgeyi doldurmuştur. İlk gezegen olan Epsilon Eridani b, yıldızdan 3,39 AB kadar uzaklıktadır. 0,86 Jüpiter kütleli olan gezegen 7 Ağustos 2000 yılında Doppler Etkisi yöntemiyle b... Devamı

18 09 2013

Güneş Sisteminin Oluşumu

GÜNEŞ SİSTEMİNİN OLUŞUMU Üzerinde yaşadığımız Dünya’nın ve bizi ısıtan, Dünya’yı aydınlatan Güneş’in aslında hidrojen gazı atomlarının yoğunlaşmasıylaoluştuğu söylenir. Yani bu muazzam yapılar, Güneş, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, gezegen uyduları, asteroitler hidrojen gazının bir tür tepkimesiyle oluşmuştur. Varsayım bu, ancak insana inanılmaz geliyor. Güneş sisteminin oluşumunu açıklayan kuramlardan bugün için en kabul edileni Bulutsu Kuramıdır. Bu kurama göre Güneş ve Güneş sistemi yoğun halde bulunan hidrojen gazı başta olmak üzeri gaz ve toz bulutlarının dönmesiyle oluştu. Ama nasıl? Güneş sistemini oluşturan gaz ve toz bulutu önce dağınık bir yapıdaydı ve dönme hareketi yapmaktaydı, ancak bu hareket oldukça yavaştı. Bir süre sonra bulutun bir yerinde yoğunlaşan maddenin kütle çekimi de artınca etrafındaki gaz ve toz bulutu daha hızlı dönmeye başladı. Döndükçe ısınan bulut merkeze doğru yoğunlaşmaya başladı. Merkezdeki bu yoğunlaşma bir süre sonra sıcaklığın artmasına ve bu da atomlar arası çarpışmalara neden olduğundan ilkel güneş ilk ışınımını yaymaya başladı. Merkezden uzakta kalan diğer toz ve gaz yapıları ise ilkel güneşin etrafında dönmeye devam ettiler. Yaklaşık 100 milyon yıl kadar sonra ilkel yapının içerisindeki hidrojen yoğunluğu ve basıncı füzyon olayını başlatarak Güneş’i enerjisini kendi sağlayan bir yıldız haline getirmiştir. şimdi akla şu soru gelebilir. Güneş oluşturan bu yapıdaki gaz ve toz bulutu nereden gelmektedir? Bu soruyu Gökbilimciler de kendilerine sormuşlardır. Evrende yeni yıldız oluşum bölgelerine bakıldığında bu bölgelerin yakın zamanda (en az birkaç milyon yıl) patlamış bir süpernova sonucunda oluştuğu görülmüştür. Bu anlamda Güneş’in ... Devamı