181 Takipçi | 32 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Artvin Tanıtım

Aydın Resimleri

Diyet

Ankara Tanıtım

Ada Resimleri

Ankara Resimleri

Adana Tanıtım

Artvin Resimleri

atatürk

bayrak resimleri

bebek resimleri

beşiktaş resimleri

Düzce Tanıtım

Edebiyat

cep telefonu resimleri

çiçek resimleri

Bartın Resimleri

belgesel videoları

animasyon videoları

doğa resimleri

amatör videolar

Bursa Tanıtım

fenerbahçe resimleri

galatasaray resimleri

hayvan resimleri

eski istanbul

Ardahan Tanıtım

güzeller galerisi

komik resimler

asker resimleri

aile

çocuk

mizah

sağlık

ünlü resimleri

Bilim

Şehir Yaşamı

Din

antik resimler

siyah beyaz resimler

İş Hayatı

Bartın Tanıtım

Aydın Tanıtım

tüp bebek

Amasya Resimleri

Eğitim

ilginç resimler

Yalova Tanıtım

karikatürler

Kilis Tanıtım

reklam resimleri

araba resimleri

Motosiklet Resimleri

uçak resimleri

uzay resimleri

duygusal resimler

bitki resimleri

traktör resimleri

ev dekorasyonu

fantazi resimleri

hareketli resimler

aşk resimleri

Balıkesir Tanıtım

animasyon resimleri

Ardahan Resimleri

haberler

Ağrı Resimleri

Aksaray Resimleri

video

Kış Resimleri

Sonbahar Resimleri

Afyon Resimleri

Bilgisayar Oyunları

Aşk

Yemek

Teknoloji

Kariyer

Spor

Hayvanlar

Hobi

Otomobil

Yaşam

Tarih

Ülkeler

Çocuk resimleri

Akik taşı resimleri

Zümrüt Resimleri

Elmas Resimleri

Yakut Resimleri

Yaz Resimleri

İlkbahar Resimleri

Mücevher Resimleri

Akvaryum Resimleri

Ayrılık Resimleri

Deniz Resimleri

Ağaç Resimleri

Adana Resimleri

Adıyaman Resimleri

Magazin

Komik Yazılar

İnternet

Antalya Resimleri

Balıkesir Resimleri

Batman Resimleri

Bayburt Resimleri

Bilecik Resimleri

Bingöl Resimleri

Bitlis Resimleri

Bolu Resimleri

Noel Baba Resimleri

Burdur Resimleri

Bursa Resimleri

Çanakkale Resimleri

Çankırı Resimleri

Çorum Resimleri

Denizli Resimleri

Adıyaman Tanıtım

Afyonkarahisar Tanıtım

Ağrı Tanıtım

Karabük Tanıtım

Amasya Tanıtım

Magazin Haberleri

Antalya Tanıtım

Bilecik Tanıtım

Bingöl Tanıtım

Bitlis Tanıtım

Bolu Tanıtım

Burdur Tanıtım

Çanakkale Tanıtım

Çankırı Tanıtım

Osmaniye Tanıtım

Şırnak Tanıtım

Türk Kültürü

Uzay

Batman Tanıtım

Diğer İçeriklerim (32767)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (181)
25 12 2012

Lüzumsuz Adam - Sait Faik Abasıyanık

Lüzumsuz Adam - Sait Faik Abasıyanık |  görsel 1

Kitabın Konusu Mansur Bey adlı,bütün günleri aynı faaliyetler çerçevesinde geçen bir adamın hikayesi anlatılıyor.Hayatındaki sıradanlıklar ve bundan duyduğu zoraki mutluluk en ince ayrıntısına kadar belirtiliyor.Sonunda ise bu hayattan nasıl vazgeçebilirim sorusunu soruyor kendi kendine. Kitabın Özeti Haftanın 7 günü aynı şeyleri yapan Mansur Bey her zaman ki gibi kahvesine gider ve kahve sahibi Yahudi bayanla kapuçinolu fransızca sohbetine başlar.Daha sonra kütüphaneye giderek bir Fransızca dergi alır. Çünkü bu dergi yarınki sohbetine yardımcı olacaktır.Öğlene doğru işkembecisine gider ve ekşi ekşi limonlu işkembesini içer Bayram'ın dükkanında. Akşam Fransızca dergisindeki bilmediği kelimeleri tercüme ederken uyuyakalır. Fakat saat 4:30'daki akşam gezintisi için uyanacaktır elbette.Gezinti sırasında akşam olduğunu pastahanesinin perdesi çekilnce anlar.Portakalını alır ve meyhaneden çıkan insanları izlemeye başlar.Daha sonra karşı meyhaneye girer,her zamanki içkisini içer ve her zaman olduğu gibi zurnacı ,zurnasının kamış düdüklerinden birini değiştirirken masasından kalkar. Yedi seneden beri mahallesinden çıkmayan Hünsar Bey bir gün mahalesinden çıkmaya karar verir. İstanbulun güzelliği onu büyülemiştir ve aklına ne gelir biliyor musunuz? Dükkanla,evi satıp,gazinodaki alnı dar kızı metres tutup,daha sonra bir Boğaziçi vapuruna binip,Bebek'le Arnavutköy önlerinde oturduğu tabureden kalkıp,kendisini denizin içine bırakıvermek. Kitabın Anafikri Her gün aynı şeyleri yapan bir adamın gerçekleştirdiği faaliyetler en ince detayına kadar anlatılıyor.Rutin faaliyetleri gerçekleştirmesine rağmen ,içinde daha değişik şeyler yapma isteğinde olan başka bir insan var ve bu da diğer kişilerle ... Devamı

25 12 2012

Lider ve Demagog - Şevket Süreyya AYDEMİR

Lider ve Demagog - Şevket Süreyya AYDEMİR |  görsel 1

KİTABIN ÖZETİ : Lider, bir önder şahsiyettir. Demagog ise liderin taklitçisi, siyaset adına oyun bozanlık yapan sahtecisidir. Bu sahtekarlar, eğitimden yoksun yada eğitimi yetersiz ülkelerde hiçbir vicdan sorumluluğu duymadan halk önünde esen rüzgara göre konuşan, kendine geçer akçe saydığı ucuz sloganlarla halk önünde düzenbazlık yapanlardır. Örneğin; bizdeki din ticaretini ustaca yapanlar Demagoglardır. Onlar eyyamcı, günün ve değişen rüzgarların karaktersiz adamlarıdır. Önder şahsiyet olan lider ise kendisine Tanrı'nın sunduğu kabiliyetlerle beraber ömrü boyunca edinilen kültürlerin, yaşanılan tecrülererin bir ürünüdür. Lider kendini bildiği gibi, hem içinden geldiği toplumu, hemde dünyanın gidişini gerçek durum ve sorunlarıyla bilir. Bu husus onu macera atılımları ve demagojik akımlardan korur. Liderde eylem ve bilgi disiplini vardır. İşte bu disiplin onun karakterini oluşturur. Bu karakter, hem onu güçlendirir hemde inanılan ve önder bir insan yapar. Ülkemizde bugün için demagoglar sahnededir. Ancak bunlar yalnız değildir. Halkın sağduyusu ve yetişmekte olan aktif çocuklarımız oyunları bozabilecektir. Bugüne bakıpta ümitsizliğe düşülmemelidir, çünkü ümitsizliğe düşeceğimiz gün, iç ve dış düşmanlarımızın beklediği gündür. (Makale 30 EYLÜL 1974'de Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanmıştır.) FİKİR ATATÜRKÇÜLÜGÜ VE KELİME ATATÜRKÇÜLÜĞÜ : Fikirlerin ve doktrinlerin büyük talihsizliği, bir gün gelip kelimeleşmeleridir. İnsanlığa yeni fikirler getiren ve yeni doktrinleri veren düşünür ve önderlerinde bir gün gelip donmuş putlar haline sokulmalarıdır. Şimdi T&u... Devamı

25 12 2012

Leyla ile Mecnun - Faruk Nafis Çamlıbel

Leyla ile Mecnun - Faruk Nafis Çamlıbel |  görsel 1

Kitabın Adı:Leyla ile Mecnun Kitabın Yazarı: Fuzuli , Faruk Nafis Çamlıbel Kitabın Konusu: Edebiyatımızda sık sık ele alınan Leyla ile Mecnun Hikâyesi, birçok divan şairi tarafından mesnevi olarak yazılmıştır. Fuzuli, Ali Şir Nevai gibi divan şairlerinin ardından en son olarak Sezai Karakoç tarafından ele alınan hikâye kahramanları ve olayları şiirlerde fazlaca işlenmektedir. Faruk Nafiz de ele aldığımız eserlerinde hikâyenin motiflerini şiirlerinde kullanır. Çağdaş bir halk şairi hüviyeti içinde hikâyeyi yeniden yorumlar. O, Kitabın Özeti: Leyla'sı olsa, olmasa, Mecnun olur gönül Buldu Mevlâsı'nı Leyla'da zaman imreleri mısralarını dile getirir. Hikâyenin her iki aşk unsurunu da işlemiş olur. Beşeri bir aşk olarak başlayan daha sonra ilâhî aşka dönüşen hikâyenin tamamı hakkında bilgi sahibi olabilmemiz hâlinde şairin bu aşk klâsiğini ne kadar güzel işlediğini, güncelleştirdiğini görmek mümkündür. Hikâyenin kısa bir hatırlatmasını yapmak istersek,şunları yazabiliriz: "Leylâ ile Kays daha okuldayken birbirlerini sevmeye başlamışlardır. Kısa zamanda bir aşk hâlini alan bu sevgi, çevrede dile düşünce, Leylâ okuldan alınır. Böylece Kays'ın aşkına, bir de ayrılık acısı eklenmiştir. Bu onun Mecnun olup çöllere düşmesine sebep olur. Kays, babasının öğütlerine aldırmamış; hattâ dertten kurtulması için Kâbe'ye götürüldüğü zaman, Allah'a yalvarırken, derdinin artması yolunda dilekte bulunur. Kays'a verilmeyen Leylâ, başka biriyle evlendirilir. Ama Kays'ın sevgisiyle kendisine el sürdürmez. Çölde, kuşlar ve geyiklerle arkadaşlık eden Mecnun, sanki dünya ile ilgisini kesmiştir; Leylâ'nın hayali ile öyle... Devamı

25 12 2012

Köprü - Ayşe Kulin

Köprü - Ayşe Kulin |  görsel 1

1. KİTABIN KONUSU : Anadolu da yaşanan trajik bir yaşam öyküsü olan Köprü Ayşe Kulin'e aittir. Erzincan dolaylarında, fırat nehri üzerinde inşa edilen bir köprünün, bu köprüyü yaptırabilmek için çırpınan bir bürokratın ve yöre insanının romanı. 2. KİTABIN ÖZETİ : Bayram çocuk bekleyen bir babadır. Ve karısının doğum zamanı gelmiş çatmıştır. Sancılarla beraber Bayram, karısını hastaneye götürecektir Ama fırat buna engel olmaktadır. Fırat'ın karısına geçmeyen bayram ve onun talihsiz karısı oracıkta doğurur. Fakat karısı bu acıya dayanamaz ve kan kaybından yaşamını yitirir. O günden sonra Bayram ve onun çocuğu yalnız başına yaşamaktadır. Bayram çocuğu alarak doğru Valinin yanına gider ve olayı ona söyler. Vali o günden sonra bu olaya yakınlaşır ve köprüyü yaptırabilmek için girişimlerde bulunur. Köprüyü, Erzincan'ında dışında yabancı bir mühendise yaptırmak istiyordu. Bunun için Gürcistanlı baba ve oğul mühendislerle görüşmelere başladı. Gürcü mühendisler köprüyü yapabileceklerini söyleyerek Gürcistan'a dönmüşler; fakat bir daha geri dönmemişler. Bunun üzerine Ankara dan bir mühendisle görüşmeye başladı. Mühendisler Erzincan'a gelerek köprü yerini gördü ve birkaç inceleme yaparak köprüyü yapabileceklerini söylediler. Mühendisler Ankara'ya dönerek gerekli çalışmalara başladı ve bir grup oluşturdular. Yaklaşık bir hafta bir çalışmadan sonra köprü Erzincan da değil de Ankara da yapılarak tırlar la Erzincan'a götürüleceğini söyledi. Vali buna şaşırmıştı. Fakat mühendislere güveni sonsuzdu. Valinin etrafındakiler buna inanmıyorlar... Devamı

25 12 2012

Korkunç Yıllar - Cengiz Dağcı

Korkunç Yıllar - Cengiz Dağcı |  görsel 1

Roman anlatılan olayların gerçekliğini okuyucuya veren bir önsöz ve daha sonra giriş bölümüyle başlar. Önsöz yayınevi sahibi tarafından, bu duyguyu okuyucuda uyandıracak şekilde samimi yazılmıştır. Yaşar Nâbi, roman müsveddelerinin eline nasıl geçtiğini ve romanın yazarı hakkında bazı malûmatı önsözde zikreder.Hemen ardından Cengiz isimli Kırımlı gencin (romanın yazarı) yazmış olduğu ve romanın kahramanı Sâdık Turanla tanışmaları ile, ondan hâtıralarını nasıl aldığını izah eden, tabii yine okuyucuda gerçeklik duygusunu besleyen bir giriş kısmından sonra romana, yani "Sâdık Turan'ın Hâtıralarına" geçilir. Eser hatırat mahiyetinde olduğundan, romanın kompozisyonu da buna uygun olarak düzenlenmiştir. Roman dokuz bölüme ayrılmış ve her bölümün başına geçmişteki hatıraların yazılmasından evvel, Sâdık Turan'ın hâldeki hâlet-i ruhiyesini aksettiren paragraflar konulmuştur. Hâtıralar Roma'da yazılmıştır. Bu münâsebetle, bölüm başlarındaki paragrafların muhtevası, Sâdık'ın Roma'daki hayatından meydana gelir. Böylece yaşanan an ile mazi birleştirilir. Kırım'da, Sâdık, Akmesçit'e bağlı Kızıltaş köyünde doğmuştur. Kızıltaş Karadeniz kıyısında şirin bîr köydür. Ama Ruslar burada yaşayan Türkleri rahat bırakmazlar. Sık sık baskınlar düzenleyerek köyün, Kırım çapında da milletin ileri gelenlerini, aydınları tutuklayıp sürerler veya hapse atarlar. Rusların hedefi; diliyle, diniyle, medeniyetiyle Türk kültürünü yok etmektir. Camileri yıkarlar, tarihî eserleri harap ederler. Sık sık alfabe değiştirerek Türk dilini unutturmaya, Türklerin birbirleriyle irtibatlarını kesmeye çalışırlar. Kırım'daki Türk'ler... Devamı

25 12 2012

Kurtlar Sofrası - Atila İlhan

Kurtlar Sofrası - Atila İlhan |  görsel 1

KİTABIN YAYIM MAKSADI Toplumsal ilişkiler ve sorunlar ışığında ele alınan ilişkiler derinliğine işlemiş 27 MAYIS öncesinde Türkiye'deki, iş çevrelerini, basın ve eğlence endüstrisini, gençlik kesiminin durumunu yansıtmak maksadı ile yayımlanmıştır. KİTABIN ÖZETİ : Toplumsal ilişkiler ve sorunlar ışığında ele alınan bireyler arası ilişkiler, Atilla İLHAN tarafından detaylı bir boyutla incelenerek işlenmiştir. Kitapta ülkedeki iş çevrelerini, basın ve eğlence endüstrisini gazeteci Mahmut Bey'in kişiliği de ele alınarak, yaşanan dönemi tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Mahmut Bey, üzerinde çalıştığı haberlerle ilgili olarak Katip Rıza ile görüşmek üzere randevulaşır. Fakat randevu yerine geldiğinde ortada katip yerine bir başkası ile karşılaşır. Kendisini Katip Rıza'nın gönderdiğini söyleyen kişi; kendisi ile gelmesini ister. Beraber giderken iki kişi daha ortaya çıkar ve üçü birlikte Mahmut Bey'in üzerine saldırırlar. Mahmut Bey, bir yolunu bulur ve aralarından kaçarak kurtulur. Mahmut Bey, Katip Rıza'ya ulaşamamıştır ve onu mutlaka bulması gerekmektedir. Buluşmayı önceden öğrenen gangster bozuntuları Katip Rıza'yı iyice benzetip bir köşeye atmış ve başına da üç nöbetçi bırakmışlardır. Mahmut Bey Katip Rıza'nın izini bulur. Hemen bir plan yaparak Katip Rıza'yı gangsterlerin elinden kurtarır ve beraberce Beyazıt'ta Acem'in Sabahçı Kahvesi'nde soluğu alırlar. Mahmut Bey sigarasını içerken aklından tek geçen şey Sezai YILMAZ'nın adresini bulmaktır. Ancak bu adam ve onun adresi sayesinde, birbiri ile ilgisi yokmuş gibi gözüken birçok olay çözülebilecek, aynı zamanda arsa spekülasyonuna ve inşaat yolsuzluklarına kadar birçok olayın perde arkası aydınlana... Devamı

25 12 2012

Küçük Ağa - Tarık Buğra

Küçük Ağa - Tarık Buğra |  görsel 1

1-)KİTABIN KONUSU : Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü,heybetini kaybetmeye başlamış,isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür. Kitapta , bir Anadolu kasabası olan Akşehir'den yola çıkılarak ,kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır.Olaylar Akşehir'in bir kasabasında başla ve gelişir. 2-) KİTABIN ÖZETİ : Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte , Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir.Savaş sonrası bir çok asker memleketlerine geri dönmüştür.Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır.Bu erlerden biri de Salih adlı Akşehirli bir askerdir.Memleketine döndüğünde kaybettiği kolunun acısıyla beraber , ülkenin durumunu daha acı bir şekilde anlayan Salih gittiğinden beri çok şeyin değiştiğini görür.Önceleri dost olarak yaşayan Rumlar ve kendi halkı şimdi birbirinden soğumuştur.Salih'in samimi arkadaşı olan Niko da bir Rum dur ve gelişmelerden o da etkilenmiştir.Yavaş yavaş Yunan ve İngiliz ordularının işgal haberleri gelmekte ve iki halkın birbirine olan düşmanlığı artmaktadır.Salih ise yüzyıllardır Osmanlı himayesinde rahatça yaşayan Rumların bu davranışını bir ihanet olarak görmekle beraber arkadaşı Niko'dan kopamamaktadır.Rumlarla olan dostluğu kasabalı tarafından fark edilir ve kasabalı Salih'i dışlar.Salih artık sürekli Niko ve O'nun çevresiyle dolaşır olmuştur.Artık Osmanlı ve Padişaha olan güvenci de sarsılmıştır.Kaybettiği kolunun hayatına tesiri büyük olmuştur.Kimsenin O'na hak ettiği saygıyı göstermediğine inanan Salih kendini namazdan niyazdan çekmiştir.Öte yandan halk işgallere tepkisiz kalmama kararı almıştır fakat bunun kimin önderliğinde ya... Devamı

25 12 2012

Kuyucaklı Yusuf

1903 sonbaharında, bir gece eşkıyalar tarafından basılan Kuyucak köyünü teftişe gelen kaymakam ve yardımcıları iki kişinin öldürüldüğü evde yalnız bir çocuk bulurlar. Çocuğun adı Yusuf'tur ve ölenler onun anne ve babasıdır. Kaymakam Yusuf'un soğuk kanlılığına hayran kalır ve onu evlat edinir.Yusuf, sessiz ve içine kapanık bir çocuktur. Kaymakamın karısı olan Şahinde'nin yüzsüzce Yusuf'u aşağılaması bile onu etkilemez. Yusuf'un kasabada ilgilendiği tek kişi kaymakamın kızı Muazzez dir. Kaymakam Salahattin Bey'in Edremit'e tayininden sonra Yusuf okula başlar; ama okumayı öğrendikten sonra okula olan ilgisini kaybeder ve okulu bırakır. Seneler sonra Muazzez 13 yasındayken bir bayram günü, Yusuf, Muazzez ve arkadaşları Ali, bayram yerine giderler. Ali ve Muazzez salıncakta sallanırken, kasabanın eşrafından Şakir Muazzez'e sarktığı için Yusuf Şakir'i döver. Şakir bunun üzerine intikam yemini eder. Babası Hilmi Bey'le işbirliği yapar ve Hilmi Bey, Salahattin Bey'e kumar oynatarak Salahattin Bey'i kendine borçlandırır. Borcunu ödeyemeyen Salahattin Bey, Muazzez'i Şakir'e isteyen Hilmi Bey'e boyun eğmek zorunda kalır. Ancak Yusuf'un arkadaşı Ali'nin borcu ödemesiyle evlilik planları iptal olur. Yaptığı iyilikten dolayı Muazzez'in Ali ile evlendirilmesine karar verilir. Bunun üstüne, Muazzez, Yusuf'a onu sevdiğini söyler. Yusuf da aslında Muazzez'i seviyordur, ama ellerinden bir şey gelmez. Ali'nin Muazzez ile evlenmesinden hoşnut olmayan Şakir, bir düğünde Ali'yi vurup öldürür; ama arkadaşı Hacı Ethem'in düzenlediği çeşitli dolapların sonucunda serbest kalır. Bu sırada Yusuf Kübra adında, Şakir ile Hilmi Bey'in tecavüzüne uğramış bir kızla tanışır ve bu sayede hem Yusuf hem... Devamı

25 12 2012

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç- Hüseyin Rahmi Gürpınar

Roman, 12 bölümden oluşmaktadır Hüseyin Rahmi Gürpınar önemli eserlerinden biridir.. Romanın ilk bölümünde, bir mahallede yaşayan insanların günlük yaşantısı anlatılmaktadır. Kadınların kendi aralarındaki konuşmaları ve cahillikleri söz konusu edilir. Mahalledeki herkes ve bütün İstanbul, 5 Mayıs 1910'da dünyaya çarpma ihtimali olan kuyruklu yıldızı konuşmaktadır. Herkes, korku ve panik içindedir. İrfan Galip, Defterdar Galip Efendi'nin oğludur. Avrupai yaşama özenmekte, kadınların cahillikleri ile alay etmektedir. Babasından yüklü bir servet kalan İrfan Galip, Aksaray'da oturmaktadır. Okuduğu kitaplardaki Batıya ait düşünceleri çevresindeki insanlara uygulamaya çalışmaktadır. Fakat etrafındaki cahil halk, onu anlayamamaktadır. Ailesinden ve Türk kızlarından şikâyet eder durur. Kendine uygun seviyeli bir Türk kızının olmadığını düşünerek evlilik konusunda karamsarlığa kapılır. Halley Kuyruklu Yıldızı'nın dünyaya çarpacağı söylentilerini gazetelerden İrfan Galip de takip etmektedir. İrfan Galip, kendisinin çok bilgili olduğunu düşündüğü için bu konuda halkı bilgilendirmek zorunda olduğunu düşünür. Panik ve korku içinde olan mahalle kadınlarını toplar, onlara bir konuşma yapar. Aslında asıl amacı geçmişte türlü nedenlerle onu küçük düşüren kadın milleti ile alay etmektir. Toplantıdan birkaç gün sonra bir kızdan mektup alır. Mektup, oldukça bilgili, eğitimli birinin eliyle yazılmıştır. İrfan bu mektuba coşkun ve duygulu bir cevap yazdıktan sonra konferansının ikinci bölümünü hazırlar.Ev halkını ,mahalle esnafını kıyametin kopacağına inandırmıştır.Herkes birbirine itiraflarda bulunarak helalleşir.İkinci konferansta İrfan'ın kıyamet sahnesini tasv... Devamı

25 12 2012

Kiralık Konak - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Başlıca Şahıslar Naim Efendi: İkinci Abdülhamid döneminde nazırlık yapmış; şimdi emekli, gelenek ve törelere bağlı; olgun, fakat iradesi ve otoritesi zayıf bir adam. Sekine: Naim Efendi'nin kızı. Babası ile kocası ve çocukları arasında kalmış; zavallı bir kadın. Servet Bey: Naim Efendi'nin damadı, Sekine'nin kocası. Paraya ve menfaatine son derece düşkün; ahlaksız bir adam. Seniha: Naim Efendi'nin torunu. Serbest yetiştirilmiş; alafranga hayat hayranı şımarık bir kız. Faik: Devrin ileri gelenlerinden Kasım Paşa'nın oğlu. Son derece ah­laksız, uçarı, yüzsüz bir genç. Hakkı Çeliş: Naim Efendi'nin yeğeni. İçli bir genç; şair. Romanın he­men hemen tek müspet kahramanı. Özet İkinci Abdülhamid döneminde nazırlık yapmış olan Naim Efendi, emekli olduktan sonra Kanlıca'daki konağına çekilmiştir. Münzevi bir hayat yaşamak emelindedir. Fakat damadı Servet Bey ve torunu Seniha, Naim Efendi'nin böyle bir hayat yaşaması­na fırsat vermezler. Servet Bey ve kızı Seniha, alafranga hayat düşkünüdürler. Baba-kız, ikisi de ahlaken zayıf insanlardır. Seni­ha, Faik Bey ile gayri meşru ilişkiye girer, sonra onunla birlikte Av­rupa'ya kaçar. Birinci Dünya Savaşı, bir kısım insanları daha çok yoksulluğa düşürürken, bir kısım insanları da "harp zengini" yap­mıştır. Servet Bey bu ikincilerdendir. O, artık iyice yoksul düşen Naim Efendi'den kurtulmak ve istediği hayatı yaşamak, gayri meşru iş ilişkilerini devam ettirebilmek için konaktan ayrılarak Beyoğlu'nda bir apartmana taşınır. Avrupa'dan tam bir rezaletle dönen kızı Seniha'yı bile kirli işlerinde kullanır. Son derece geniş mez­heplidir. Bu arada Naim Efendi, oturduğu konağı kiraya vermek, kardeşinin yanına taşınmak ister ama, artık iyice harap vaz... Devamı