İnsan yüzlü hayvanlar

Doğa insana öyle alternatifler sunuyor ki gördüğünüzde donup kalıyorsunuz. İnsan yüzüne benzeyen böceklerle belki de bugüne kadar hiç karşılaşmadınız fakat birazdan göreceğiniz görüntüler şaşkınlıktan küçük dilinizi yutmanıza neden olabilir. İşte insan yüzlü hayvanlar...

 

Bu melez balık türü Çin'in Chongju şehrindeki bir evin minyatür havuzunda dünyaya geldi.

 

Pis kokulu bu sarı böceğin de gövdesi insan yüzünü andırıyor

 

Ceset yüzlü kelebek

 

İnsan yüzlü yengeç

 

Siper böceği

 

Dağ gölü semenderi metamorfoz geçirmediği için insan yüzünü andırıyor.

 

Bu böceğin de burnu havada.

 

Başka bir insan yüzünü andıran böcek gövdesi

 

Bu yeşil böcek tersten bakıldığında insan ağzını andırıyor.

 

Singapur'un yerlilerinden olan bu böcek sanki arkasında gorilla maskesi taşıyor.

ABD'de görülen yunus yeniden ortaya çıktı.

ABD'nin Louisiana eyaletinde bir gölde şişe burunlu pembe bir yunus görüldü.

İngiliz Daily Telegraph gazetesinin haberine göre, Meksika Körfezi'nin kuzeyindeki tuzlu su gölü Calcasieu'da görülen hayvanın fotoğrafını çeken tekne kaptanı 42 yaşındaki Erik Rue, pembe yunusun büyük olasılıkla albino olduğu söyledi.

Rue, kırmızıya çalan gözleri olduğunu belirttiği yunusun, gölde diğer 4 yunusla birlikte yüzdüğünü ve yanından hiç ayrılmayan birinin, muhtemelen annesi olduğunu kaydetti.

Balina ve Yunus Koruma Derneği'nde görevli biyolog Regina Asmutis-Silvia, meslek hayatında daha önce bu renkte bir yunus görmediğini belirterek, "Gerçekten güzel bir yunus, ancak insanlar dikkatli olmalı, ona uzaktan sınırlı bir süre bakmalı, kovalamamalı veya rahatsız etmemeli" uyarısında bulundu.




.

 1. Japon balığı: Bu japon balığının adı Tish. Tam 43 yaşında. Yaşlandıkça rengi turuncudan beyaza dönen bu balığın uzun ömrünün sırrını sahibi Hilda Hand'ın akvaryumu hergün güneşe çıkarmasına bağlıyor.

 

2. Maymun: Bueno adlı bu maymun 2005 yılında 53 yaşında öldü. Tarihteki en yaşlı maymun olarak bilinen Bueno Japonya'nın Aichi şehrindeki maymun merkezinde yaşıyordu. Stresten tamamen uzak tutulan ve bakımına özen gösterilen bu hayvan normalden ortalama 20 yıl daha fazla yaşadı.

 

3. Hint domuzu: Ortalama bir Hint domuzunun ömrü beş ve sekiz arasında değişiyor. Fakat bu domuzun resmi olarak da tescillenmiş ömrü 14 yıl.

 

4. Köpek: Eylül ayında hayatını kaybeden Bella adındaki bu labrador cinsi köpek İngiltere'de bir aile tarafından bakılıyordu. Bakıcı aile, köpeği 26 yıl önce üç yaşındayken almıştı.

 

5. Örümcek: Dünyanın en yaşlı örümceği de 28 yaşındaki bu örümcek. Meksika'daki Theraphosidae familyasından gelen bu dişi yaratık aynı zamanda öldürücü etkiye sahip.

 

6. Kedi: Spike isimli bu kedi 2001 yılının mayıs ayında 31'inci yaşgününü kutladığında dünyanın en yaşlı kedisi olarak tescillenmişti. Londra'daki Brick Lane petshop'ından 1970 yılında satılan Spike, 19 yaşında bir köpek saldırısına uğradığı için hayatını kaybetti. Spike'ın sahibi kedinin uzun yaşamasını mamasına koyduğu aloe vera jeline bağlıyor.

 

7. Tavşan: Tavşanların kanıtlanmış yaşam süresi ortalama altı yıldır. Fakat bu görmüş olduğunuz tavşan tam 14 yaşında. Yani normalde yaşaması gereken süreden neredeyse iki kat daha fazla yaşamış. Dünyanın en yaşlı tavşanı olarak Guinness Rekorlar Kitabına'da girmeyi başaran George isimli bu tavşan ABD'nin Massachusetts eyaletinde yaşıyor.

 

8.Midye: Bu midye de araştırmacılara göre dünyanın en yaşlı midyesi. Yaklaşık 400 yaşında olduğu tahmin edilen bu hayvanın da tarihteki türlerinden 200 yıl daha büyük olduğu düşünülüyor. Midyenin yaşam alanı yine ilginç ekosistemlere ev sahipliği yapan Atlantik Okyanusu.

 

9. Görmüş olduğunuz bu dev kaplumbağa belki de dünyanın en yaşlı kaplumbağası. Güney Atlantik Okyanusu'ndaki St. Helena adasında çekilen bu fotoğraftaki yaşlı kaplumbağanın adı Jonathan. St Helena hükümetinin verdiği bilgiye göre bu kamplumbağa 1882 yılından beri hayatta kalan son üç kaplumbağadan tek hayatta kalanı.

.

Resimlerde gördüklerinize benzer pek çok deniz altı canlısı da ateş böcekleri gibi ışık üreten sistemlere sahiptir. Genellikle de ışıklarını düşmanlarını şaşırtmak ya da korkutmak için kullanırlar. Bu canlıların hemen hepsinin sırtında tıpkı kumaşlardaki dikiş yerine benzeyen şeritler halinde yerleştirilmiş, ışık üretebilen hücreler bulunmaktadır. Şimdi bu canlıların genel özelliklerini tanıyalım:

 

Bunlardan bir tür, görünüm olarak denizanalarına benzeyen canlılardır. Genellikle gözle görülemeyen bitkiler ve küçük deniz hayvanları ile beslenirler. Bazıları avlarını tıpkı balık oltası gibi suda hareket eden yapışkan dokunaçları ile yakalar. Bir başka türün ise çok geniş bir biçimde açılabilen, pek çok canlıyı yutabilen bir ağzı vardır. Vücudunda sıra halinde ince tüyler bulunur ve hayvan bu tüylerini suda kendini ileri doğru itebilmek için kullanır.



Işık saçan canlı türlerinin de kendi içlerinde ilginç özellikleri vardır. Örneğin kırmızı türleri dokunulduğunda parlar. Aynı zamanda suya parıldayan, ışıklı taneler bırakabilir. Bu, düşmanlardan kurtulmak için kullanılan bir şaşırtma yöntemidir.

 

Denizyıldızları, denizkestaneleri, tüylü yıldızlar gibi canlılar ise "dikenli hayvanlar" olarak adlandırılır. Bu hayvanların birçoğunun derisi savunma amacıyla kullandıkları keskin dikenlerle kaplıdır. Deniz kıyılarında, mercan kayalıklarında ve deniz yataklarında yaşarlar. Bu canlılar da düşmanlarından korunmak için kendi ışıklarını üretirler. Parlak kollara ya da omurgalara sahip olan bu canlılar bir saldırıya uğradıklarında suda ışık bulutları oluşturabilirler.



.




     

Resimde gördüğünüz balığın adı -sizin de fark ettiğiniz nedenden yani papağana benzemesi yüzünden- papağan balığıdır. Rengarenk bir görünümü olan bu balık, düşmanlarından korunmak için çok farklı bir yöntem kullanır. Özellikle geceleri kendi ürettiği jelatin benzeri bir madde ile tüm vücudunu kaplar. Aklınıza gelen "neden?" sorusunun cevabını vermeden önce bu maddenin nasıl üretildiğine ve kullanıldığına bir bakalım.

 

      Papağan balığının kılıfı balığın solungaç boşluğunun üst kenarında bulunan bir yerden salgılanır. Balık bu işlemi nefes alıp verirken yapar. Bir süre sonra bu kılıf, balığın tüm vücudunu sarar. Bu sayede balık kendini bir nevi uyku tulumunun içine sokmakta ve gece olduğunda kendisini dış etkenlere karşı koruyabilmektedir. Bu madde aynı zamanda balığın kamuflaj yaparak gizlenmesini de sağlar. Şeffaf uyku tulumunun en önemli fonksiyonu da balığı en büyük düşmanlarından olan müren balıklarına karşı korumaktır. Mürenler olağanüstü hassas bir koku alma yeteneğine sahiptirler ve avlarını bu yetenekleri sayesinde bulurlar. Fakat papağan balığının koruyucu kılıfı sayesinde müren balığı, onun kokusunu alamaz. Hatta yanından geçerken kılıfın içindeki balığa çarpsa bile onu fark edemez.

 

      Bu durumda şunu düşünmek gerekir: Papağan balıkları geceleri kullandıkları bu koruyucu kılıfı nasıl elde etmişlerdir? Baş düşmanları olan müren balıklarının koklayarak avlandığını nereden bilmektedirler? Mürenlerin kuvvetli koku alma duyusunu durdurabilecek ve geceyi rahatlıkla geçirmelerini sağlayacak böylesine önemli bir maddeyi nasıl keşfetmişlerdir?


      Kimyevi bir maddeyi kendi vücudunda üretip, sonra da kendisini bu maddeyle kaplamayı bir balığın akletmesini, planlamasını beklemek elbette ki mümkün değildir. Böyle bir şeyin zaman içinde kendiliğinden meydana gelmesi de mümkün değildir. Nasıl ki resimdeki papağan balıkları böyle bir maddeyi üretmeyi kendi bilinçleriyle planlayıp, vücutlarında böyle bir sistemi kendi iradeleriyle oluşturamazlarsa, bundan 1.000 sene önce ya da 10.000 sene önce yaşamış bir papağan balığı da bunu yapamaz.

 

      Balığın vücudunun düşmanına karşı çok uygun bir jelatinle kaplanmış olması çok usta bir kamuflaj yöntemidir. Böyle bir özelliğin ancak bilinçli bir tasarım sonucunda oluşabileceği ise çok açıktır. Bu bilinç de, balığa ya da başka herhangi bir varlığa değil, tüm bunları var edip düzenleyen Allah'a aittir.

.

« Önceki ::

Free Hit Counters
Site sayacı